14 Ekim 2009 Çarşamba

benim pencerem

hayata nerden bakarsak o tarafını görüyoruz ve hayat sadece o tarafını sunuyor biz insanlara..
ben uzunca bir zaman bulanık ve karışık tarafından baktıktan ve bunlara doyduktan sonra, beklediğim güzellikleri de bir türlü göremeyince, hayatın duru ve huzurlu yanını gören bir oda ayırtıp onun penceresinden bakmayı seçtim..
sadece bir seçimden ibaret aslında.. gerisini hayat hallediyor zaten..
ardımda bıraktığım bulanık ve karışık tarafa bakmayı seçenler ve bunu sevenler içinse yapabileceğim hiç bir şey yok..
kendi doyumlarına ulaşmadan hiç kimse huzurun ve duruluğun penceresinden bakmaya ikna edilemiyor..
onlar için yapabileceğim tek şey doyum noktalarına ulaşmalarına izin vermek..
onlara izin verip, yaşamı elden kaçırmadan kendi duruluğumla yaşamak..
onlarla bulanık ve önü görünmeyen tarafa bakan bir odada yaşamaktansa,
yalnız ve duru,
sonumu hatta sonsuzluğumu görebileceğim bir odadan yaşama b/akmak..
benim yaptığım sadece bu..
bir seçim kadar herkese yakın aslında..
duru ve huzur dedi bir dost..
can damarıma, ruhuma dokundu ve böyle oldu..
’hakettiğiniz güzellikleri gören, duruluğun ve huzurun bolca ikramında kusur edilmeyen bir oda ayırtırsınız artık bir dostun bu kadar ahkamından sonra’..
diyorum ben de ona..
ve size..
...

Hiç yorum yok: