6 Ocak 2010 Çarşamba

PAPATYA GİBİSİN BEYAZ VE İNCE VE ASİL


























Bembeyaz bir papatyaydım ben. Gönlüme göre bir bahçede, ılık bahar yellerinin estiği bir iklimde, asil, dimdik, nazlı nazlı gülümseyerek açmak isteyen. Papatyalığımın bütün özelliklerini ve güzelliklerini evrene ve sana sunmak isteyen.

Büyülendin asaletimden, rengim kadar netliğimden ve rüzgara karşı dimdik duruşumdan. Seve seve aldın ve ben gönül bahçende bütün güzelliklerimle sere serpe var olacağım için koştum sana.
Ama sen beni gönül bahçenin en korumasız köşesine diktin hapsedercesine. Ilık esen bahar yelleri yerine buz gibi soğuklara mahkum ettin beni.

’Bana burası dar geliyor,’ dediğimde ’Boynunu eğ sığarsın,’ dedin.

Papatyalar kolay kolay boyun eğmez, ömürleri tükendiğinde başları öne eğilir ve boyunları bükülür ancak.

Mor menekşeleri örnek verdin bana hep ve ’Onlar gibi ol, o zaman sığarsın,’ dedin.

Mor menekşelere bayılırım ben de. Küçücük odaların küçücük pencerelerini ne de güzel şenlendirirler. Onlar varsın öyle olsun ama benim yaradılışım onlar gibi olmaya imkan vermez. Ben göz alabildiğine uzanan bahçeleri veya kırları donatmak isterim bir uçtan bir uca bütün varlığımla. Bütünleşmek isterim doğayla evrene karışırcasına.

Ama sen beni olduğum gibi kabul edemedin hiç bir zaman. Bütün varolma çabalarıma rağmen daraltmaya başladın bir süre sonra gönül bahçeni. Ve ben mor menekşelere göre hazırlanmış gönül bahçene sığamaz oldum.

’Bırak kendime uygun bir bahçede kendim olayım,’ dedim. ’Hayır, sen burda mor menekşe olacaksın,’ dedin. Ben anladım ki sen beyaz papatyayı değil, beyaz papatyayı mor menekşeye çevirmeyi seviyorsun.

Ne acıdır ki buna gücünün yetmeyeceğini bilmiyorsun.
Tanrı’ nın bunu yapmana izin vermeyeceğini bilmiyorsun.
Sen kendini bilmiyorsun.
Özünün ne olduğunu bilseydin, bütün renklerin ve özelliklerinle ve güzelliklerinle kendini sevseydin, o nazlı ve asil papatyaya bu yaptıklarını yapmaz ve varoluşuna saygı duyardın.
Kendini bilseydin eğer: Bembeyaz bir papatyaysam senin gönül bahçende gülümseyerek açmak isteyen, her gün bana mor menekşe ol demezdin.
Mor menekşe olmaya uğraşırken kendimi sevemeyeceğimi, kendimi sevmeyince seni de sevemeyeceğimi ve senin de beni sevemeyeceğini bilirdin.
Papatyayı besleyen ne varsa ondan acımasızca çekip almaz ve gülüşüne engel olmazdın.
Papatyayı papatya yapan şeylere dokunmazdın.
Papatyaların her şeye rağmen açacağını ve onlara hükmedemeyeceğini bilirdin.
Kendini bilmiyorsan eğer: Ya bahçendeki papatyanın güzelliğini keşfedip keyfini çıkarmayı öğrenmelisin ya da papatya yerine mor menekşeler ekmelisin bahçene.

Özünüzde hangi çiçek olduğunuzu bulmanız ve gönül bahçenize hangi çiçeğin daha çok yakışacağını bilmeniz dileğiyle.

Sevgili papatyalar, asla papatyalığınızdan vazgeçmeyin...
Ne pahasına olursa olsun hem de...
Yaradan, sizlere bu asil, ince ve beyaz güzelliği papatya olasınız diye bağışladı bunu asla unutmayın...

Papatyalığını yaşayan ve yaşatan bütün papatyalara sevgiler...

Bir şarkı da der ki;

Papatya gibisin beyaz ve ince,
Eziliyor kalbim seni görünce...

Papatya der ki;
Ben bir papatyayım, beyaz ve ince...
Ezme beni sevdiğim kalbim sana esir düşünce...


...

Hiç yorum yok: