28 Şubat 2010 Pazar

Denge ve Biriciklik
















İnsan toprağa ekilen bir tohum gibidir. Gün Işığına çıkıp (ne ise O olup) varoluşun tablosunda kendini ifade edebilmesi için, toprağın altında bir süre (kendisi olabilmesi için ihtiyacı olan zaman enerjisi) kalması, tohumun çatlaması için gereklidir..

Her tohum farklı iklimden geldiğinden, kabuğunu çatlatması için ihtiyaç duyacağı şartlar da farklıdır.

Fakat şu gerçektir ki, belirli bir süre sonra her tohum filiz verir ve topraktan başını kaldırır. İşte bu zamanda GÜN IŞIĞI önemlidir. Zamanı, ışığının zamanıdır.

Eğer ki tohum bahar geldiğinde filiz vermiyorsa (uyanmıyorsa) veya filizini toprakla örtme-örtülmesine izin verme eğilimindeyse ( uyanmışlık uykusundaysa) toprakta çürümeye ve bir sonraki baharın toprak maddesi olmaya yol alır.

Toprak vaktinde (bahar-kıyam-uyanma) ekilen tohum için Rahim-Doğum iken, vakti saati geçtiğinde filiz vermek yerine, toprakta kalmak isteyenler için Hiçlik-ölümdür.

Kısaca evrende her şey Denge Yasasının işlemesiyle açığa çıkabilmekte ve varlığını sürdürebilmektedir.

Ve evrensel her yasa, birbirinin içinde-dışında ve birbirini destekleyerek-tamamlayarak-basitçe dokuyarak Evrensel Matrixi oluşturur.

Evrendeki hiçbir şey Evrensel Matrixin dışında var olamaz. Her varlık Evrensel Matrixte ve Evrensel Yasaların dokusunda ve dokumasındadır. Evrensel yasalar dünyaya yansımış, yaşamın yasalarından başkası değildir.

Mesela; Tohumun çiçek olması, Süreçler Yasası içinde (çiçek olmak için geçen zaman); işleyen Denge Yasasının (çiçek olmak için gerekli su hava toprak v.s bileşenlerin gereklilik miktarı ve gereklilik süreleri) işlemesidir.

Fakat bundan önce işlemleri başlatan ilk yasa Özgür İrade Yasası ve Seçim Yasasıdır. Bir insanı düşünün, her iki yasada birlikte insanın iki kolu gibidir. İki yasanın birlikte kullanılması gerekir. Yasalardan birisi kullanılmıyormuş gibi olan yanılsamalarda, yasaları kullanmayanların veya yasaların farkındalığına eremeyenlerin yerine, varlığın kendi dışındaki başka güçler tarafından kullanılmaktadır.

Mevsim şimdi burada, dünya gezegeninde, bahar-uyanma mevsimi olduğundan, yasaların bilinmesi ve insanın; yüreğinde Ol’an gerçeğini gerçekleştirmesi yönünde kullanılması, çiçek olmak için elzemdir.

Kalbinin Yol’una sessizce yürüyen bir varlıkta;

Denge; -varlığın- kendisini bilmesidir. (tohum olduğunu ve filiz vereceğiniz ve hangi çiçeği açacağınızı bilme hali-bu koşulları-bileşenleri sağlama-yaratma).

Ol’ması ise; kendini gerçek kılmasıdır. (filiz vermesi ve çiçeğini açmasıdır. Bahçede yerini almasıdır). Ol’mak aynı zamanda evrensel yasaların üst versiyonlarının işlediği, kuantum alanına nüfuz edebilmektir.

Çiçeğin açması süreçinde; toprak, hava, iklim, bahçe, bahçevan, günışığı… v.s hepsi çiçeğin açması içindir.

Çiçek açtığında, çiçeğin açısıyla hepside (toprak, hava, su, v.s), kendisini gerçeklemiş Ol’ur.

Hepsi çiçeğin kokusunda, renginde ihtişamında ahengindedir. Çoşkusundadır.

Toprak, başka bir boyuttur ama çiçeğin gerçekliğinde de başka bir varoluşu gerçekler.

Çiçek Ol’mak başka bir boyuttur.

Çiçek Ol’mak, toprak Ol’maktan, hava Ol’maktan, gün Işığı (Güneş) Ol’maktan çok farklıdır.

Bu varoluş; toprak, hava, su için, çiçeğin varlığında gerçekleştirdikleri, hep Birlikte başka Bir Varoluştur.

Çiçek bir Sonuç ise, çiçeğin nazarından, Toprak hava su, çiçeğin açması için birlikte olabiliyorlarsa ve kendilerini çiçeğin varlığında eritip yeniden çiçekte başka bir şekilde Var olabiliyorlarsa anlamlıdır.

Çiçekte; toprak, hava, su, gün ışığı, hepside vardır. Ve bir şekilde, çiçeğinde -öncesi- toprakta havada sudadır. Ama çiçekte başka bir şey daha vardır.

Bu başka şey Çiçeğin, KENDİSİ OL’masıdır. Gül ise, gül Ol’masıdır. Lale ise, lale Ol’masıdır. Ne ise O Ol’masıdır. O’nun sonsuz düşünde, -kendisine- içkin kılınanı ifade etmesidir. Gül’e, gül olmak içkin kılındıysa ve gül, rengiyle kokusuyla, kendinde olan tüm özellikler ile büyüyüp açabiliyorsa; sonuç kendisidir. Gül’dür.

Havanın suyun, gün ışığının, kendilerinde bütün olmaları ve gerçek olmaları, başka varoluşları (boyutları) açığa çıkarmıştır. Çiçek gibi...

İnsanın kendinde; fiziğiyle, ruhuyla ve bilinciyle bütün Ol’ması; yine kendi varlığında çok daha başka bir boyutu açığa çıkaracaktır. Aynı şekilde insanın; diğerleriyle ve üzerinde yaşadığı dünya gezegeniyle denge ve uyum içinde olması da bambaşka varoluş boyutlarını açığa çıkaracaktır. Zamanlar insanın, Maya’larında dediği gibi bilinen zamanların bittiği yerdedir. Sonsuz zamanlarda olacağı ve kendisini Sonsuz Varoluş’un bahçesinde yerini alacağı zamanlardır. İnsan şimdi burada topraktan çıkmak üzeredir. Tohum çatlamıştır.

Toprak her ne kadar tohum için alışıldık ve sıcak bir yuva gibi olsada, tohum filiz vermek durumundadır.

Bu nedenle 2012 bizlerin varoluşun bahçesine ilk kez hep Birlikte İnsanlık olarak göz atacağımız ve komşu çiçeklerle merhabalaşacağımız zamanlardır. 2012 korku zamanı değil kutlama zamanıdır. 2012 nihayet kendimizi, kardeşimizi, varoluşumuzu bileceğimiz zamanlardır. Köklerimiz dünya toprağındadır. Dünyadayız. Dünya bizim yuvamız. Tıpkı ışığı ilk kez gören bir kör gibi gözlerimiz sonsuz bahçede çiçek açmaya filiz verirken ışıktan etkilenebilir. Alışmış olduğu karanlığa dalmak isteyebilir veya rahatsız olabilir. Bunlar geçici durumlardır. Yapmamız uygun olan, üzerimizdeki toprağı atmak ve yaşamımızda dünyadan kopmadan ve sonsuz bahçede filiz verdiğimizi unutmadan büyümeye devam etmektir. Büyümemizde denge yasasını işler kılmak ne olduğumuzu gerçekleştirmemiz için önemlidir.

Denge; farkındalığı her anda canlı tutmak ve dünyasal ve ruhsal yaşamımızda gelişen her durumun ve olayın dengelenmesine, önce kendimizde ve sonra diğerlerinde, sevgiyle sevinçle destek vermek ve nihayetinde dünyasal ve ruhsal yaşamımızı birleştirebilmektir.

Denge; Işığımızı, bilinçli olarak dünyaya işlerken ve dünyayı bilinçli olarak cennete yükseltirken, ne dünyadan ne ruhtan vazgeçmektir. Her seferde bir adım dünyaya, bir adım cennete adım atabilmektir. Bir nefes cennetten, bir nefes dünyadan alabilmektir.

Ve bu sessiz yürüyüş sırat üzerinde yürümektir. Alemleri; kehanet edilen sonsuz zamanların
yürüyüşüyle sessizce içimizde birleştirebilmektir.

Denge; varlığın kendinde bütün olmasıdır ve kalbine yapacağı içsel Yol’culukla gerçekleşebilir.

Her Yol’culuk; çok özeldir. Varlığın Biricikliğini açığa çıkarmasına hizmet eder.

Biricikliğimiz, Evrenin çok çeşitliliğine kendi imzamızı sonsuza kadar işleyişimizdir.


Biricikliğimiz, bireyselliğimizdir.

Biriciklik; kendimiz Ol’mamızdır.

Biriciklik; Evrensel İnsan Ol’mamızdır.

“Ben; Evren toprağına atılmış bir tohumum, ki kendimde üreteceğim başka bir tohumdur, O’nun Muradı ve benim, sonda O’na vereceğim.''


...

(Nilgün NART)

...

Hiç yorum yok: